Yönetim veya Tigana değil... Hepsi istifa etmeli.

İki hafta önce yazdım.

Yıllardır başına çöreklenen Demirören ekibi, kuşkusuz Beşiktaş'ın en basiretsiz ve yüzsüz yönetimidir.

"İstikrar için adayım" diyor Demirören. Hangi istikrar?

Para harcama istikrarı mı?
Futbolcu harcama istikrarı mı?
Teknik direktör harcama istikrarı mı?
Sabır, sevgi ve hoşgörü tüketimindeki istikrar mı?

Beşiktaş, Beşiktaş olalı, bu kadar beceriksiz, başarısız ve koltuk meraklısı bir başkan da, yönetim de görmemiştir.

En politik, en zeki, en sinsi Beşiktaş yönetimi her türlü başarısızlığın yaşandığı, sahte kupalar, küçük başarılarla sezonların kaybedildiği bunca yıldan sonra, hala, istifayı aklının ucundan bile geçirmiyor.

Daha sezonun ortasına gelmeden, Uefa'da 2 kez, ligde 4 kez yenilen, önceki iki sezonda daha ligin ilk haftalarından lige havlu atan Beşiktaş'ın başkanı, "İstikrar için adayım" diyor.

Hangi istikrar, Demirören?

Hangi istikrar, Beşiktaşlı?

"Beşiktaş daha takım olamadı".. diyor bazı yorumcular. Hayır, efendiler, Beşiktaş takım oldu. Soytarı, salak bir takım oldu. Önüne gelenin disiplinsiz bir şekilde kaleye şut çektiği, birbirinden kopuk, mutsuz, motivasyonu olmayan, sahipsiz bir takım. Kulübede herkesi yanlış yerde oynatıp oyuna müdahale etmeyen, her maçı derbi zorluğunda yaşamamıza sebep olan ve asla oyunculara sahip çıkmayan bir teknik direktör...

Sahada, "soytarı, amatör, ruhsuz bir takım" var!

Kim yarattı bu takımı? Tigana. Kim getirdi Tigana'yı?
Kimden devraldı bu enkazı Tigana? Rıza Çalımbay'dan. Kim getirdi Rıza'yı?
Ondan önce kim vardı? Del Bosque. Kim getirdi Del Bosque'yi?
Ailton'a verilen paralar kimin yüzünden heba oldu?
Bu güzelim takıma Gençlerbirliğinin vasıfsız oyuncularını kim doldurdu?
Bu takımın değerlerini birer birer kim sürdü uzaklara?
Beşiktaş'ın çocuklarını kim gönderdi İnönü'den?

Siz, gerçekten Beşiktaşlı mısınız? Beşiktaş, siz misiniz???!!!

En başarısız ve yüzsüz Beşiktaş yönetimi

Beşiktaş Tottenham maçı, basiretsiz yönetimin başarısızlıklarına bir yenisini ekledi. Tigana'yı, futbolcuları veya başkaları yine eleştirilecek, ancak ne hikmetse kimse Demirören ve ekibini başarısızlıkla suçlamıyor.

Ligde daha 10 hafta olmadan 3 mağlubiyeti olan, Avrupa mücadelesinde bir mahalle takımı gibi oynayan Beşiktaş'a bakalım: milyonlarca dolarlık Delgado ortada yok. Milyon dolarlık kahraman Ricardinho, 90 dakika boyunca oyunda ve hiçbir varlığı yok. Cordoba gönderilerek yerine getirilen Runje, soytarı gibi ortalıkta dolanıyor, salakça goller yiyor, takım 2-0 mağlupken, oyunu rakip kaleciden daha çok soğutuyor.

Sahada iyi niyetle çırpınan Nobre, İbrahim Üzülmez, kahramanca mücadele eden İbrahim Toraman, Gökhan Zan gibi oyuncuların çabası ve iyi niyeti yetmiyor.

Tigana oyuna seyirci. Aslında Beşiktaş Ricardinho'nun umurunda değil. Tigana'nın da umurunda eğil. Beşiktaş'ı seven ve umursayan oyuncular: Sergen, İlhan Mansız, Nihat, Pascal Nouma, neden gönderildiler? Beşiktaş aşkıyla oynayan, tribünleri coşturan tüm oyuncular nerede? Yerlerine kim geldi? Beşiktaş'ı bilen ve tanıyan, şampiyonluğun mimarlarından Sinan Engin nerede?
Beşiktaş'a son yıllarda milyonlarca dolar verilerek getirilen ve şu anda hala takımda olan hiç kimse yok! Del Bosque... Ailton.... İstanbul'u gezmeye ve üstüne para alarak tatil yapmaya gelen Ricardinho...

Bu öyküler bitmeyecek. Hepsinin mimarı Demirören ve ekibidir. Ama bu yönetim, bu taraftarı yıllardır uyutuyor. Her sezon aynı soytarılığı yaşıyoruz, ve bu adamların umurunda bile değil.

Beşiktaş, taraftarının ve Beşiktaşlı oyuncularının dışında kimsenin umurunda değil. Taraftar tribünde. Beşiktaşlı oyuncular nerede?

Hırsız İsmet Arzuman

Beşiktaş, geçen sene iki kez berabere kaldığı Kayseri Erciyes ile deplasmanda yine berabere kaldı. Bir son dakika golüyle...

Evet, Beşiktaş iyi oynamadı. Evet, can sıkıcı, hatta uyku getirici bir maçtı.

Ama yine de golden sonra bir şansı olabilirdi Beşiktaş'ın. Olmadı. Sahanın orta yerindeki "hırsız", maçtan 2 dakika 10 saniye'yi çaldı.

 

Golden hemen sonra +3 dakika uzatma verildi. Oyunu soğutmak için bazı Kayserili oyuncuların yerde yatmasını herkes bekleyebilir. Ancak tek bir pozisyonda, hiçbirşey yokken "kramp" girme bahanesiyle bir oyuncu yere attı kendini. Bir dakika kadar başta hırsız İsmet ve takım arkadaşları yardım ettiler. Sonra sallanarak sedye geldi. Sallanarak dışarı çıktı. Tam 2 dakika 10 saniye sürdü bu sakatlık. Neredeyse uzatma süresinin tamamı.

Ve 90+3 bittikten birkaç saniye sonra düdüğü çaldı Arzuman. Sadece düdüğü değil, futboldan 2 dakika da çaldı. Maçın kahramanı Gökhan Zan'ın tepkisi anlamlıydı ama yararsız. 2 dakika çalınmıştı, belki de şampiyonluğa giden yoldaki 2 puan...

 

Futbolda bazı kurallar son derece açık olduğu halde... Bu yapılan...

Hırsızlık değil de nedir?

Sen, çalmaya utanmaz mısın Arzuman?